Bütünsel Beslenme Danışmanı

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon

© 2017 by Özlem Saraç. Proudly created with Wix.com

Bir Doyasıya Yaşam Yolculuğu (Harika bir mektup...)

May 1, 2018

 

 

Harika bir kadın, bir içim su... Çok güzel çalıştık ve çok güzel yol kattetik. Bedenimizin ihtiyacı olan ruhsal, zihinsel ve fiziksel besinleri verdiğimizde, hayat tarzımızı biraz değiştirdiğimizde bize nasıl güzel karşılık verdiğinin çok güzel göstergesi. Kendisine yolculuğuna beni de dahil ettiği için çok teşekkür eder ve sizi onun yazdığı harika mektupla başbaşa bırakmak isterim.

 

Sevgili Özlem,

 

Hayat ne hoş sürprizlerle dolu. Üç yıl önce tamamen profesyonel sebeplerle bir araya geldiğimizde, gün gelip hayatımdaki en büyük değişikliklerden birinde yol göstericim olacağını kim bilebilirdi ki? Mutlaka fazlası vardır ama çok önemli üç ortak yanımız var seninle. Birincisi yazmak. Türlü çeşit ruh haliyle, nefes almak misali kaleme sarılmak. İkincisi sorumluluk duygusu, el attığımız her işi, ivedilikle ve neredeyse kusursuz tamamlamak. Üçüncüsü ise önce bedenlerimize zarar verdiği için nefret ettiğimiz, ardından önümüzde hayatlarımızı değiştirecek yepyeni bir yol açtığı için bir çeşit minnet duyduğumuz hastalıklarımız.

Yaklaşık bir buçuk ay önce seni aradığımda, hayatımın en zor dönemlerinden birinin içinden geçiyordum. Aslına bakarsan geçmek de değil, sonsuza kadar orada kalacağımı düşünüyordum. İnsanı bedeninin içine hapseden bir hastalık benimki. Yıllar önce Hitchcock’un sevdiği öykülerden oluşan bir derleme okumuştum. Öykülerden birinde, yaşlı bir kadın bedeni, genç kadınların ruhunu ele geçiriyor, içine hapsediyordu. Benimki de o hesap gibiydi biraz, zira içine hapsolduğum beden benim değildi bir bakıma. O kilolu, hantal, üzerine giydiklerini taşıyamayan bedenin içinde zayıf ve çaresiz bir ben vardı. Evet, o kilolara sebep olanın ben değil, devraldığım genetik olduğunu öğreneli birkaç yıl olmuştu ama bu sonucu değiştirmiyordu ki. Hızla kilo aldıran, bedenini yağ deposuna çeviren bir hastalık lipödem. Her türlü rejime karşı dirençli, hatta stresli bir rejim hastalığı körükleyip daha da kilo almana sebep oluyor (bunu maalesef çok geç öğrendim!). Tek çözümü estetik cerrahlar. Lenf damarlarına baskı yapıp lenf sıvısının akmasını engelleyerek bacaklarının şişmesine ve sinirlere baskı yaparak ‘bacaklarımı kesin’ diyeceğin kadar ağrı çekmene sebep olan yağları, medikal bir liposuction’la alıyorlar. Medikal diyorum çünkü normal bir liposuction işlemi hastalığın bedenine daha da saldırmasına sebep oluyor. 2,5 yıl önce ameliyat oldum. Devlet hastalığı tanımadığından ve herhangi bir sigorta da karşılamadığından çok yüksek bir ücret karşılığı! Sonrasında bedenimin kilitleri açıldı ve tam 22 kilo verdim. Her şey öyle harikaydı ki! Ta ki diyetisyenim çok kısa bir sürede iki kilo yağ aldığımı fark edene kadar. Bacaklarım da yeniden şişmeye ve ağrımaya başladı. Ve verdiğim kiloları büyük bir hızla geri aldım. 1,5 sene içinde başladığım yere dönmüştüm! Sonra bir başka doktor arayışı, hastalığın en iyi bilindiği yer olan Almanya’ya bir seyahat… Frankurt’ta beni gören iki hocanın ardından hastalığın nüksettiğini öğrendim. İlk ameliyattaki eksikler ve yanlış bilgilendirme sonucu yaptığım hatalar yüzünden! Bu kabustan kurtulmak istiyorsam, beni bir değil 2 ya da 3 ameliyat daha bekliyordu. İlkini iki ay önce oldum. Hastalığa salt benim sebep olmadığımı bilmekle birlikte, birtakım gıdaları tamamen hayatımdan çıkarmam gerektiğini söyledi doktorum. Özellikle de süt ve soyayı. Ve elbette şeker ve unu da. Hastalığımı bilmediğim ve kilo aldığımı sanıp rejimlerle geçirdiğim hayatım iradeyi öğretmişti bana. Ama sonsuza kadar güzel yiyeceklerden vazgeçmek zorunda kalmak? Hadi onu da yaptım diyelim, sağlıklı yemek, bir kısırdöngünün içine hapsolmak demekti benim için. Hep aynı tatsız tuzsuz şeyleri mi yiyecektim? Ameliyat sonrası yürüyemediğim o günlerde, yattığım yerde kara kara düşünmeye başladım. Düşündükçe iyice kararıyordu içim. Sonra bir gün senin paylaştığın tarifler takıldı gözüme. Sonra bütünsel eliminasyonla ilgili yazdıkların. Tam olarak anlayamadım ama seni ararsam önümdeki karanlığı aydınlatan bir ışık bulacağımı hissettim. Aradım da. O ilk konuşma bile bana o kadar iyi geldi ki. Hemen kucakladın beni. Yarım saatlik o konuşmanın ardından telefonu kapattığımda içimde bir umut vardı. Toparlanır toparlanmaz aradım seni. Buluştuk ve birlikte beni çok mutlu eden yolculuğuma çıktık. Hem arkadaş, hem öğretmen… İkisi arasındaki dengeyi öyle güzel kurdun ki. Daha ilk günden değişmeye başladı hayatım. Kendimi yemek anlamında azalmaya, daralmaya şartlamışken, çoğaldığımı, geniş bir dünyaya açıldığımı fark ettim. Ara sıra hızlı yemekler için girdiğim mutfağım mabedim oldu. Dışarıda yemek yemek istemez oldum. Yeni tarifler, harika lezzetler keşfetmeye başladım. Kendi damağım zenginleştikçe, sevdiklerime de tattırmak istedim, paylaşmanın hazzı mutfağa da bulaştı.

Şu bir aylık süreç koca bir yıl gibi geliyor ardıma baktığımda. Araya bir tatil bile sıkıştırdım. Ve hayatımda ilk defa, kaçamak yapmak istemedi canım. Çünkü bana dayatılan bir diyet listesi yok elimde. Canım ne çekiyorsa, onu yiyorum aslında. Her şeyin yerini doldurabileceğimi öğrendim çünkü. Ve en önemlisi bedenimin sesini duyar oldum. İhtiyacı olan her şeyi söylüyor bana. Onunla konuşmak, en az mutfakta olmak kadar haz veriyor. ‘Bu yeni bir dil öğrenmek gibi bir şey’ demiştin. O yüzden öğrenmeye devam ediyorum. Her gün yeni bir kelime, hepsi birleşip kurulacak harika cümlelere evriliyor.

Teşekkür ederim Özlem. Bana korkulardan azade, renkli ve sağlıklı bir dünyanın kapısını açtığın için.

Sevgiyle,

 

Gülay

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Son Eklenenler
Arşiv
Please reload

Beni Takip Edin
  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon

Kendine Güven İnşa Etmek

18.11.2019

1/3
Please reload

Blog